Demek üniversitede Japonca öğrenmek istiyorsun…

Merhaba sevgili okur. Muhtemelen Türkiye’deki birkaç ultra pahalı Japon lokantasında kalitesiz sushi yedin, ya da hayatsız bir anime manyağısın ve hatta belki internetten Tarzan İngilizcesiyle konuşup anlaştığın çok yakın Japon panpaların vardır… Bu sebeplerden biri veya birkaçının gazıyla, Japonca öğrenmenin iyi bir fikir olabileceği sanrısına kapıldın ve bu yazıyı okumaya karar verdin. Üniversitede Japonca bölümünden mezun olduktan sonra bir Japon oyun şirketine girme hayalin, belki de mangaka olma idealin var ha? Ya da Toyota’da işe başlayıp ayda yirmi bin lirayı cukkalamak istiyorsun? Japon hatun fetişine engel olamayarak iki üç tane düşürmek istiyor da olabilirsin tabii. Mükemmel! Harika bir fikir!

nihongo

Dur, sakın söyleme! Üniversitede Japonca okuma fikrini kafana koyduğun anda en yakın kitapçıya gittin ve bulduğun az buçuk “OTUZ GÜNDE JAPONCA” veya “ÜREMEMESİ GEREKEN APTALLAR İÇİN JAPONCA KILAVUZU” tarzı kitaplardan Japonca pratiği yapmaya başladın bile değil mi?  Koniçiva, hacimemaşte, ogenkideska… Gayet kolay gözüküyor. Zaten izlediğin animelerden bildiğin kelimeler de var. Baka, kuso, oppai! Bu yüzden avantajdasın bile denebilir ha?

YANLIŞ.

Şimdiye kadar sosyal hayatını yok edip yirmili yaşlarında hâlâ bakir olmak pahasına kaç milyon bölüm anime izlemiş olduğun umrumda değil. Üç beş Japonca kelime kullandığın zaman etrafındaki Japon arkadaşlarının seni öve öve bitirememesi de umrumda değil. Hatta D&R’dan aldığın Japonca dil kartlarını yalayıp yutmuş olman dahi umrumda değil. Sen Japonca bilmiyorsun. Bilmediğin tek şey Japonca da değil; hiçbir şey bilmiyorsun! Üniversitede tanrının siktir ettiği bu dili okumanın eğlenceli ve mantıklı bir şey OLMADIĞINI da bilmiyorsun. Suriye’de Rusların savaş esirlerine zorla Japonca öğrettiğini bilmiyorsun. Hatta “boku çıkmak” gibi Japoncayı özetleyen Türkçe deyimin kökünün Japoncadaki 牧畜 kelimesine dayandığını da bilmiyorsun. Çaktın?

Uzun yıllar boyunca Japonca öğrenmek isteyen siz zavallı kuzucukların kendi ayaklarıyla Japon Dili ve Edebiyatı ile Japon Dili Eğitimi Anabilim Dalı adı altındaki mezbahalara koşa koşa gittiklerini hüzünlenerek seyrettim ama artık yeter! Bu rehberi senin için dişimi tırnağıma takarak hazırlıyorum ki Japonca öğrenmenin ve bölümünü okumanın ne kadar gereksiz ve boş bir uğraş olduğunu anlayabilesin.

İlk ve en geçerli sebebimiz: Japonca gereksiz derecede zor!

Bariz değil mi zaten? Çevrendeki Japonca hakkında bir şey bilmeyen boş adamların “Türkçe ve Japonca akraba diller yea, kolay öğrenirsin ehehe” geyiklerinin gerçeklik payı taşıdığını düşünmüyorsundur umarım? Japonca kolay bir dil DEĞİL. Japonca sözlükte yer alan kelimeler, tombala çuvalından rastgele kanjiler çekilip rastgele birleştirilerek hazırlanmıştır. Yoksa neden “toprak” (土), “kulak” (耳), ve “eski” (古) anlamına gelen üç harf yan yana yazıldığı zaman “Türkiye” anlamına gelsin ki? Bizim topraklarımızın kulağı eski mi? Uzun lafın kısası, Japoncanın kolay olduğu dedikoduları asılsızdır.

Kolay olmamasını geçin, gelmiş geçmiş en zor dillerden biridir. Neden mi? Sadece alfabesi bile birbirinden saçma ÜÇ farklı yazı sisteminden oluşmakta ve hepsi aynı anda kullanılıyor, yani opsiyonel değiller. Gereksiz bir kibar olma kasıntısı tüm dile hâkim ve dünyanın en saçma dilbilgisi kurallarına sahip. Hemen açıklayayım.

Dediğim gibi, Japoncanın yazı sistemi üç farklı siktiriboktan alfabeye sahip: Hiragana (şu kargacık burgacık harfler), katakana (kutuya benzeyenler) ve kanji (kabuslarına konu olacak yaklaşık dört milyon adet karalama).

Hiragana, Japonca kelimeleri heceler vasıtasıyla yazmakta kullanılan ana alfabe. Vakti zamanında birkaç kör, sağır ve dilsiz Japon tarafından taşlar üzerine rastgele şekiller kazılarak oluşturulmuş. Bünyesinde pek çok harf bulunuyor ve hepsi birbiriyle aynı. Misal bunların üçü de hesapta farklı harfler (ね)(わ)(れ).

Hiragana

Hiragana

Katakana da, İngilizceye kafası basmayan Japonların, siz anlayamayasınız diye konuştuğu ve Engrish dediğimiz kelimeleri yazması için uydurulmuş gereksiz bir alfabe. Bunu da hiraganadan sıkıldıkları zaman değişiklik olsun diye getirmişler. Katakana harflerin de hepsi hiragana gibi birbirine benziyor ve (ワ)(ヲ)(フ)(ラ)(テ) diye gidiyor. Yine de katakana gözünüzü korkutmasın, zira sadece İngilizce kelimeler katakana ile yazıldığı için gerçek hayatta hiç görmüyorsunuz.

Katakana

Katakana

Gelelim zurnanın zort dediği yere; kanji. Çinlilerin Japonlara attığı en büyük kazık. Tarih boyunca Japonlar, Çin’i her işgal ettiklerinde -ki bunu hobi olarak bayağı sıklıkla yapıyorlar- üç beş kanji ala ala günümüzde dört beş milyon tanesini Japoncaya katmışlar. Başta anlamsız çiziktirmeler gibi gözükse de, hepsi farklı anlam ifade eden parçalardan oluşuyor ve iki parça birleşince ortaya yeni bir kanji çıkıyor. Mantık gayet basit. Mesela “altın” (金) ve “on” (十)  birleştiği zaman ortaya “iğne” (針) kelimesi çıkıyor. Gayet basit yani. Ha bir de her bir kanjinin birkaç yüz ayrı okunuşu olduğunu da söylemeden geçmemek lazım. Yanında hiragana veya latin harfleriyle okunuşu verilmedikçe bir kanjiyi okuman mümkün değil. Bu yüzden Japonya’da pek kullanılmıyor, günde en az 19 saat mesai yapan Japonlar da değerli boş zamanlarını kanji öğrenmek yerine kullanılmış kadın külodu koklayarak değerlendiriyorlar.

kanji_0

Kanji

Buraya kadar okuyabildiniz mi? Tabii ki yukarıda yazanların hepsi palavra. Son zamanlarda kendini “eğtimli” sanan bir kesim arasında Japonca bölümlerine, özellikle “aç kalırsın” şeklinde saldırmak moda oldu, ben de bu kimselerin dediklerinden pek farklı olmayan bir üslupta ironik bir şekilde saçmalayayım dedim.Bundan sonrasına ciddi devam etmek istiyorum. Ülkemizde Japonca bölümü olarak ömrünü sürdüren üç güzide yer var. Ankara ve Kayseri Erciyes Üniversitelerinde Japon Dili ve Edebiyatı; Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nde (ÇOMÜ) de Japon Dili Eğitimi Anabilim Dalı bulunmakta. Ben bölümüne hayran bir ÇOMÜ’lü olarak kısaca kendi bölümümden bahsedeceğim.

Öncelikle ÇOMÜ Japonca, Avrupa’daki tek Japonca Eğitimi Anabilim Dalı bölümüdür. Amacınız sadece “Japonca öğrenmek” değil de kendinizi -deyim yerindeyse- Japon kültürü ile yoğurmak ise kesinlikle doğru seçimdir. Pek sıradan olmayan, kesinlikle zor olan bir bölümdür. Yine de “zor” sözcüğü gözünüzü korkutmasın; bölümde üzerinize düşenleri yerinize getirdiğiniz ve düzenli bir şekilde çalışmalarınızı sürdürdüğünüz takdirde başarılı olmanızın önüne hiçbir şey geçemez. Bölümü tanıtmakla pek uğraşmayacağım açıkçası, zira şu an hepinizin kafasındaki soruyu biliyorum; “iş var mı iş?” Muhtemelen lisenizdeki  cahil rehberlik öğretmeniniz “Japonca okuma, aç kalırsın” dedi ve Japonca okumak istediğiniz için içinize bir kurt düştü. Hepimiz bu yollardan geçtik, merak etmeyin. İş? Var. Hem de öyle böyle değil. Sen de kendini öyle böyle geliştirmemiş atik bir insan olduğun takdirde.

Her şeyden önce tercümanlık bürolarinda çalışma şansınız var. Bunun için Japon Dili ve Edebiyatı ya da Japonca Öğretmenliği’nde okumuş olmanız hiç ama hiç farketmez. ÇOMÜ’nün istatistiksel olarak başarı oranının Kayseri ve Ankara’dan yüksek olmasına rağmen puanının -en azından Ankara’dan- daha düşük olma sebebi de bunun bilinmemesi. Millet ÇOMÜ Japonca bitirdiği zaman öğretmenlikle sınırlı kalacağını sanıp bölümü yazmıyor. Yok böyle bir dünya. Aksine neredeyse Japonca öğretmeni olmuş mezunumuz yok diyebilirim. Her neyse, dört-beş sene sonunda mezun olup diplomanızı elinize aldıktan sonraki gün bulunduğunuz şehirdeki bir notere (ya da birkaç notere) gidip yemin ederek direkt yeminli tercüman olabiliyorsunuz. Japonca tercümanlarının aranıp da bulunması zor olacağı için İstanbul, İzmir veya Ankara gibi görece büyük yerlerdeki noterlere kaydolmanız ve kısmen popüler tercümanlık bürolarıyla çalışmaniz kârınıza olacaktır. Tercüman olmak için yaygın kanının aksine dil edebiyat mezunu ya da mütercim tercümanlık bölümü mezunu olmak şartı tamamen kötü niyetle söylenmiş bir yalandır.

Her ne kadar son zamanlarda artmış terör olaylarından dolayı turizmde bir kısırlık yaşanıyor olsa da bir diğer alternatif turist rehberliğidir ki bunun için Japonca bölümlerinden mezun olmanıza dahi gerek yok; Turizm Bakanlığı‘nın birkaç yılda bir yaptığı sınavda başarılı olmanız yeterli. Bu nedenle bölüm dışından Japonca öğrenenler bile bu işi biraz kastırarak kıvırabilirler. Ancak, son zamanlarda Japonca ve Japon kültürüyle gram alakası olmayıp hasbelkader çat pat Japonca öğrenmiş niteliksiz rehberlerden bıkan turizm şirketleri çoğunlukla Çanakkale, Ankara ve Erciyes mezunlarını talep ediyorlar. Yani Japonca bölümü çıkışlılar avantajlı diyebiliriz. Hatta ismini vermeyeceğim epey ünlü bir turizm şirketin müdürü de Çanakkale Japonca mezunudur.

Son olarak da şirketlerde çalışma opsiyonu var. Tabii ki Japonya kökenli şirketler, ki en büyükleri şu anda Toyota ve Toyota’ya bağlı şirketlerdir. Bununla birlikte Japonya ile ortak iş yapan şirketler yine Japonca ve Japon kültürüne yakın kalifiye elemanları tercih etmekte. Peki bu adamlar, genellikle Japonca bilmekten başka vasfı olmayan bizleri alıp ne yaptırıyorlar? “Yalnızca tercüme yaparak gün mü geçer” diye düşünenleriniz vardır. Gayet tabii kişinin kendisine kalmış bir durum fakat mezunlarımız içerisinde, insan kaynakları müdürlüğünden Mitsubishi’nin Londra genel satış müdürlüğüne kadar çeşitli pozisyonlarda olan isimler var. Japon şirketlerinin tipik özelliği olan “elemanı al, yetiştir ve geliştir” politikası tıkır tıkır işlemekte. Kabaca bir ortalama söyleyecek olursak, mezunlarımızın yarısına yakını bu tür şirketlerde çalışıyorlar; bunların çoğunluğu Marmara Bölgesi’nde olmakla birlikte, başta Japonya olmak üzere çeşitli ülkelerde Japoncalarını kullanarak meslek hayatını sürdüren kişi sayısı da hiç az değil.

Bonus: Turizm sanayisinden deri, kuyum, halı gibi işlerde çalışmak için de Japoncayı üniversitede okumak zorunda değilsiniz, hatta üniversite okumuş olmak zorunda değilsiniz. Ağzı iyi laf yapan bir satıcı olduğunuz; yöneltilen soruları akıcı bir şekilde cevaplayacak düzeyde Japonca (“derdimi anlatacak kadar” değil, gayet ileri seviye) bildiğiniz takdirde, Kapadokya ve Selçuk gibi Japonların uğrak mekanı olan bölgelerde bulunan dükkanlarda, eğer şansınız yaver giderse, ayda 5000₺ gibi meblalar kazanan bir satış görevlisi olabilirsiniz. Bu işi de hakkıyla yapan bir çok mezunumuz olduğunu biliyorum.

Peki işsiz mezunlar? Evet, geriye sadece az sayıda işsiz mezunlarımız kalıyor. Onlar da siz şu satırları okurken Japonya’da burslu bir şekilde yüksek lisans ve/veya doktora yapmaktalar.

Reklamlar

Demek üniversitede Japonca öğrenmek istiyorsun…” üzerine 18 düşünce

  1. Sayın otabloggersan öncelikle yazı için teşekkürler. Beni şu ‘işsiz mezunlar’ kısmıyla ilgili aydınlatmanı bekliyorum. O mezunların iş bulma konusunda beceriksiz oldukları için yüksek lisans yapmaya başvurdukları algısı oluştu bende. Tabi ki akademik kariyer amacıyla yapmış olmaları da muhtemel . Kavrayamadığım nokta da bu işte. Lütfen bana ışığı göster . -Japon dili öğrencisi aday adayı

    • Zaman ayırıp okuduğun için ben teşekkür ederim. Master ve doktoraya devam eden mezunlarımız tabii ki işsiz kaldıkları için değil, kendileri istedikleri için böyle yapıyorlar, hatta Japonoloji bölümlerinde master/doktora yapmak iş bulmaktan daha zordur, yani iş bulmayı “beceremeyen” kişilerin Japonca akademik hayata devam etmesi mümkün bile değil. Ne iş sahibi olup ne de masterdan devam eden kişiler de yüzde birlik bir kesim olsa dahi yok değil tabii ki, ama bunun sebebi fırsat veya şans olmaması değil, bu kişilerin yeterli olmamasıdır. En azından ÇOMÜ için bu böyle, yoksa Kayseri ve Ankara’da yata yata mezun olup açıkta kalınca işsizlikten şikayet eden pek çok insan tanıdım ne yazık ki.

  2. Ben bir mühendisim ve japonca okumak ve özellikle konuşmak istiyorum benim için önerin varmı?

  3. bu yazı için çok teşekkürler abi. ben japoncayı çok seviyorum. ilkokulun sonlarında animelere ilgi duymaya başladım vs. son birkaç senedir ilgim azalmıştı ama yine artmaya başladı. üniversite ikinci sınıfım. şimdi animelere dönüş yapmadım da, kültürünü merak edip dizileri, filmleri izlemeye başladım, youtubeda sokak röportajlarını falan izliyorum 😀 japoncayı gerçekten çok seviyorum dil olarak… sence internetten kendi kendime öğrenebilir miyim? kendi öğrendiğim japoncayla iş bulma şansım ne olur? iş bulma arzusuyla öğrenmek istemiyorum ama böyle bir imkan olur mu merak ettim..
    bu arada kültürlerini daha iyi öğrenmek için tavsiye edebileceğin bir şey var mı? tarihi olayları falan çok merak etmiyorum, tarihe genel bir ilgim yok çünkü. ama toplumsal yapılarını, insan tiplerini çok merak ediyorum.

    • İnternetten veya kitaplarla kendin çalışarak öğrenmenin pek mümkün olmadığı bir dil, zira kurs bile aralıksız 2,5 senede en fazla başlangıç seviyesinin bir tık üzerine çıkarıyor. Uzmanlığın Japonca değilse Japonca kullandığın bir dilde işinin olması ne yazık ki pek mümkün değil, özellikle Japonya’da.

      Japon tarihi için http://japonkulturu.wordpress.com sitesini, kültürü için ise http://twitter.com/JaponKulturu hesabını öneririm.

      • çok teşekkürler. profesyonel olarak öğrenme amacım yok, o yüzden iş düşünmüyorum zaten, öylesine sormuş bulundum 😀 ama bir japonla basit bi muhabbeti gerçekleştirecek kadar da mı öğrenemem acaba?

      • Muhabbetin içeriğine göre değişir, eğer bilim, siyaset ve felsefe üzerine etraflıca bir muhabbet çevirmek yerine havadan sudan hoş beş yapacaksan yeter de artar bile.

  4. Merhaba japoncayla ilgili bildiklerinizi paylaştığınız için teşekkürler . Bu sene sınava girdim ve tercih konusunda sıkıntı yaşıyorum .Japonca kolay bir dil değil kursla ögrenmekte sıkıntı yaşarım ama ingizce bildiğim ve iyi olduğum bir dil olduğu için kursla veya kendim geliştirebilirim diye düşünüyorum biraz tereďdütlüyüm sizin düşünceniz nedir ?

    • Japon Dili ve Edebiyatı bölümünün özel kurstan pek bir farkı olduğunu düşünmüyorum, oraya giden arkadaşlarım da bunu söylüyor genelde. Üniversitede tam anlamıyla Japonca öğrenmeyi düşünüyorsanız Japon Dili Eğitimi Anabilim Dalı’nı düşünün derim.

  5. Başlangıçta benimde kolay olduğunu düşündüğüm fakat daha 6 aylık bir kurs deneyiminden sonra ne kadar zor olduğunu anladığım dil’dir kendisi.
    2 sınıf açılmıştı 11 ve 10’ar kişilik ama her geçen ders sayı azalmaya başlamıştı yani anlatmak isteğim yazıdada belirtildiği gibi göründüğü kadar kolay değil.

  6. internette gördüğüm o kadar ÇOMÜ’yü öven yazıya rağmen Ankara Üniversitesi’ne bu gün açıklanan 430 puanım ile tercih yapacağım.
    Yazın ve deneyimlerin için teşekkürler.
    bu arada 牧畜 (ぼくちく) esprisi de iyiydi.

    • Güzel şehir tabii, başkent sonuçta. Öğrenciliğini dolu dolu yaşarsın.
      İleride Japonca da öğrenmek istersen artık Ankara’dan mezun olduktan sonra ÇOMÜ’ye girersin.

  7. Ben ileride alternatif tıp ile kanser tedavisi bulmak istiyorum ve araştırıp her adımını planladığım eğitim hayatımın bir bölümünde de akupunktur ve botanik öğrenmem gerekiyor. Sormak istediklerim acaba sadece Japonya, Kore ya da Çin gibi ülkelerde mi bu eğitim veriliyor, buralarda eğitim almak istesem İngilizce bilmem yeterli olur mu ve bu ülkelerden başka -buralarda akupunktur eğitiminin çok ciddi verildiğini biliyorum ve bazı Asya’ya özgü bitkilerle ilaç yapmayı da buralardan öğrenebileceğimi düşünüyorum- batılı dediğimiz ülkelerden de bu eğitimleri alabilir miyim? Sonuna kadar okuduğunuz için teşekkür ederim.

Yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s