[İnceleme] Danganronpa: Trigger Happy Havoc

Bu otaku blogu işini başlatalı aşağı yukarı beş altı sene oluyor. İlk günlerde, oyun ve visual novel incelemelerine bol bol yer vereceğimi söylemiştim, tamamen şahsi tembelliklerimden mütevellit yalan oldu. Her neyse, Otablog’un hemen hemen beş yıllık yayın hayatındaki yedinci oyun incelemesi (az daha uğraşsam sene başına bir oyun düşecekmiş, hatta yanılmıyorsam iki inceleme konuk yazarlar tarafından yapılmıştı) ve ilk visual novel incelemesi olan Danganronpa: Trigger Happy Havoc yazısıyla sizi başbaşa bırakıyorum.

Danganronpa: Academy of Hope and High School Students of Despair, 2010 yılında PSP platformuna çıkmış, yakaladığı büyük başarının üzerine de iki sene sonra, 2012 yılında devam oyunu olan Super Danganronpa 2: Goodbye Despair Academy aynı platformda yer almıştı. Oyun, Japonya dışına lokalize edilmediği için, batı dünyası bu iki oyunluk muhteşem seriden mahrum kalmıştı, hatta serinin popüleritesi dahi batılı oyuncular arasında 2013’e kadar yer edinememişti. 2013 yılının Haziran ayının başında bir televizyon anime serisine kavuşan ilk oyun, amatör bir oyun çeviri grubunun dikkatini çekti ve Danganronpa’yı ellerinden geldikleri müddetçe çevirmeye karar verdiler. Canlarını dişlerine takarak ilk oyunu Japonca’dan İngilizce’ye çevirmeye başlayan Project Zetsubou ekibi, Haziran’ın sonuna kadar eksiksiz bir şekilde bunu başararak son derece profesyönel bir iş ortaya koydu. Ben de, o zamanki Japonca seviyem bir visual novel’a yetmeyeceğinden dolayı bir günah işledim (!) ve oyunun bu amatör çevirisini oynamak vasıtasıyla Danganronpa ile tanışmış, 25-30 saatlik oyunu üç günde silip süpürmüş ve kendisine aşık olmuş bulundum.

Project Zetsubou’nun çevirisi, 4chan, reddit, tumblr ve benzeri platformlarda büyük yankı uyandırdı ve herkes tarafından oldukça beğenildi. Bunun üzerine PSP’deki ikinci oyunu da çevirmek için kolları sıvayan ekip, NIS America‘nın seriyi batıda lisanslamasıyla dağıldı. NIS America, serinin PSP versiyonları yerine PS Vita platformu için yapılmış olan remake’leri Danganronpa: Trigger Happy Havoc ve Danganronpa 2: Goodbye Despair‘i lokalize etme görevini üstlendi. Bu yazıda incelemesini yapacağım ilk oyun, Amerika için 11 Şubat 2014’te piyasaya sürüldü; ikinci oyun ise 5 Eylül 2014’te raflarda yerini alacak. (Önsiparişimi çoktan yaptım bile, gelene kadar beklemekten ölmezsem onu da incelemeyi düşünüyorum.)

Serinin yılan hikayesine dönmüş piyasaya çıkış olayını basitçe anlatmaya çalıştığım giriş bölümünden sonra, incelemeye geçebiliriz. Nedir bu Danganronpa? Yenir mi? Yenmez. Danganronpa kelimesi, oyunun konusuyla tamamen alakasız bir şekilde, Japonca “mermi” anlamına gelen 弾丸 (dangan) ve “tekzip” anlamındaki 論破 (ronpa) kelimelerinin birleşiminden oluşuyor. Çoğunuzun “tekzip” sözcüğünün anlamını bilmediğinden adım gibi emin olduğum için buyrun:

Yani kabaca “mermiyle yalanlama” veya “mermi yalanlaması” olarak çevirebiliriz. “Ee, yani?” diyenleri duyar gibi oluyorum, susun. Piyasadaki oyunların %99.9’unun aksine, serinin adı konusuyla değil oynanışıyla alakalı. Ona da birazdan değineceğim ama önce bir türlü yazamadığım konusundan bahsetmem gerekiyor. (Oyunun ilk on dakikasını içeren prologue kısmı için spoiler olacak, on dakikalık sabrı olmayanlar okumayabilir.)

Japonya’nın en prestijli lisesi olan Hope’s Peak Academy, bünyesinde eğitim alacak öğrencileri de Japonya’nın enleri arasından seçmektedir. En iyi beyzbolcu, en iyi yazar, en iyi yüzücü, en iyi model… Hiçbir ayırt edici özelliği bulunmayan, normal ötesi denebilecek bir genç olan baş karakterimiz Makoto Naegi ise, akademinin “En şanslı” kontejanı için düzenlediği çekilişi kazanıp, hayallerinin okulunda okumaya hak kazanmıştır. Okul ile ilgili bulabildiği her şeyi araştırmakla geçen yaz tatili bittiğinde, büyük bir hevesle soluğu yeni okulunun önünde alır. Binbir hayal ve umutla kapıdan içeri adım atmasıyla birlikte aniden bayılan Makoto, bilinci yerine geldiğinde kendini, kendisiyle aynı durumda olan diğer 14 öğrenci ile birlikte okulda kapana kısılmış bir şekilde bulur. Kurtulmak için beyin fırtınası yaparlarken ortaya çıkan Monokuma isimli oyuncak ayı, onlara kurtulmanın tek yolunun mezun olmak, mezun olabilmek için de başka bir öğrenciyi öldürerek, oluşturulacak olan sınıf mahkemesinden aklanmaları gerektiğini anlatır. Makoto ve arkadaşları da, bir taraftan okuldaki cinayetleri çözerken, diğer taraftan ipleri elinde tutan kişiyi bulmak için çaba harcayacaklardır.

Oyunun konusu ana hatlarıyla bu şekilde. Karakterler, okulda birlikte kısılıp kaldığımız diğer 14 öğrenci ve Monokuma’dan ibaret olsa da, gerek tasarımlarının çeşitliliği gerek de arka planlarının zenginliği, bu 15 karakteri boş NPC’ler olmaktan kurtararak adeta empati dahi yapabileceğimiz canlı varlıklar haline getiriyor. Olması gereken de bu zaten, lâkin oyunun önemli bir kısmını kapsayan sınıf mahkemelerinde katilin kim olduğunu bulabilmemiz için bu karakterlerle bol bol empati yapmamız gerekebiliyor.

Mahkeme bölümleri ile birlikte üç farklı oynanış türü bulunuyor, diğer ikisi ise serbest zaman ve araştırma bölümleri. Araştırma bölümleri, bir cinayet işlendiği zaman devreye giriyor ve tahmin edebileceğiniz üzere olay mahallini inceleyerek delil toplamaya çalışıyoruz. Serbest zaman bölümleri ise, Persona 3 ve 4’teki Social Link olayına benzer bir şekilde sınıf arkadaşlarımızla vakit geçirerek kendileri hakkında daha derin bilgilere sahip olarak bağlarımızı sağlamlaştırmak üzerine kurulu.

Oyunun görsel ve işitsel anlamda son derece başarılı. Grafikler, üç boyutlu arkaplan üzerine iki boyutlu kâğıt karkaterler şeklinde hazırlanmış, (Paper Mario serisini hatırlayın.) bu stil başta yadırganabilecek olsa da, zamanla alışıyor, hatta sevmeye başlıyorsunuz. Karakterlerin tasarımları bilerek belli başlı abartı stereotipler üzerinden gidilerek hazırlanmış ve şahsi fikrime göre başarılı da olunmuş. Müzikler ise akılda kalıcı ve oyunun atmosferiyle uyumlu parçalardan oluşuyor. Seslendirme için ise yeni oyuna başlarken orjinal Japonca veya İngilizce dublaj arasından birisini seçiyorsunuz. (Sana bakıyorum ATLUS, örnek al.)

PSP’deki Project Zetsubou çevirisi ile resmî NIS America çevirisini karşılaştıracak olursak, başta NIS America’nın çevirisinde yer alan ve Japon yapımların Amerikan dublajlarının hemen hemen hepsinde bulunan klasik “samimileştirme” olayı pek hoşuma giden bir şey olmadığı için bayağı şikayetçi olmuştum. Sonuçta bu karakterler Japon, doğal olarak birbirlerine soyadlarıyla hitap ediyorlar ve Project Zetsubou’nun çevirisinde de bu geleneğe uyulmuştu. Yine de oyunu Japonca dublajlı oynadığım için NIS America’nın oyundaki herkesi kırk yıllık kanka yapmasına  alışmam uzun zaman almadı. İngilizce dublajın kalitesi hakkında ise doğal olarak yorum yapamayacağım.

Benim söyleyeceklerim bu kadar. Eğer Ace Attorney serisini seviyorsanız veya polisiye türüne ilginiz varsa, kaçırmamanız gereken bir oyun. Animesi de berbat bu arada. Upupupupu…

Reklamlar

[İnceleme] Danganronpa: Trigger Happy Havoc” üzerine bir düşünce

Yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s