“Otakular” Üzerine

Uzun süredir bu tarz bir yazı yazmıyordum. Her zamanki gibi çoğu kişi beni haklı bulacak, bir o kadar kişi de blogda yayınlamayacağım küfürlü yorumlar yazacak. Yine de durmaya pek niyetim yok. Öncelikle bu kanserli topluluk hakkında yazmaya ne şekilde karar verdiğimi açıklayayım. Başta aklımda sadece eleştirel bir yazı yazma fikri vardı, içeriği belli değildi. İzlediği her anime ve oynadığı her oyunu sadece potansiyel kostüm cevheri olarak gören ve içeriğine hiçbir şekilde saygı duymayan Türk cosplayer güruhu (hepsi böyle değil tabii ki) ve kendini otaku sanan, hatta otaku olmanın iyi bir şey olduğunu, işin iç yüzü hakkında hiçbir fikri olmadan savunan ergenler arasında kalmıştım, ilk gruptakilerin ikinci gruba göre daha zararsız ve sadece irrite edici olduklarına kanaat getirdim, bu yüzden sayıca da daha fazla olan bu “otaku” arkadaşlar hakkında bir yazı yazmaya karar verdim.


Bir otakunun cinsel yaşamı.

Başlamadan önce peşin peşin söylemek istediğim bir şey var. “BU SİTENİN ADI DA OTAKURON AMA DEMEK Kİ SEN DE OTAKUYUM DİYOSUN O ZAMAN NE BU ÇİFTE STANDART!!!1” diye çemkirecek tipler olacaktır illa ki. Öncelikle, bu blogun adı otakuron değil otablog. Otakuron sadece adres ve benim kullandığım eski rumuz. Otakuron’un yazılışı「おたく論」şeklinde ve Türkçeye kabaca “Otaku felsefesi” çevrilebilir. Otakular değil, otaku altkültürüne ilgi duyanlar hedef alınarak oluşturuldu ve böyle devam edecek. (Hayır, ikisi aynı şey değil. Sabırlı olup okumaya devam edin.)

Animeleri çok seviyorum ve onlar olmadan yaşayamam, beni ben yapan şeyler onlar! Ben bir otakuyum ve bununla gurur duyuyorum!

Herhangi bir yerde karşılaşabileceğiniz akıl yoksunu bir ergenin yakarışını okudunuz. (Geri zekalıca yapılmış dilbilgisi hatalarını ve olası anlatım bozukluklarını dahil etmedim.)

Türk insanı (ve batılı fandom’ın kültürsüz kesimi) her şeyi olduğu gibi, “otaku” kavramını da kaba etlerinden anlamıştır. Şahsi tahminime göre bunun ilk suçlusu, ülkemizin ilk açılmış anime platformlarından biri olan ve her ne kadar bu kanserin oluşmasında dolaylı yollardan en büyük sorumlu olmasına rağmen kendilerine duyduğum saygıdan dolayı ismini vermeyeceğim ve kesinlikle kötülemediğim eski bir web sitesi gösterilebilir. Olası senaryo şu şekilde gelişiyor:

Anime izlemeye yeni başlamış ergen arkadaşımız, hoşuna gitmiş olan bu çok büyük evren hakkında daha fazla bilgi sahibi olabilmek için, arama motorlarının da yardımıyla bir şekilde kendini, benim de acemilik zamanımda bol bol vakit harcadığım bu platformda bulur ve sitenin terimler sözlüğüne yolu düşer. Bu aleme daha yeni girmiş olmanın verdiği bilgi açlığıyla, bu kavramları tek tek okumaya başlar ve sonunda Otaku teriminin tanımına ulaşır.


Bahsi geçen siteden alınmış ekran görüntüsüdür.

Açıklamayı okuduktan sonra, beynine bu kavramı sindirmek için hiç vakit tanımadan, insan doğasında bulunan bir etiket sahibi olma içgüdüsüne de yenik düşerek, kendine “otaku” ismini yakıştırır. Yukarıda belirtilmiş olmasına rağmen “çok ters anlamlar da taşır” cümlesini görmezden gelir ve terimi kendi sığ mantığıyla “anime fanı” kavramına indirger. Neden kendine “anime fanı” veya “anime sever” demek yerine “otaku” demeyi tercih ediyor peki bu insan? (Bir ara “animer” diye bir kabızlık vardı, ona hiç girmeyeceğim bile) Cevap basit, yakışıklı cümleler kurmaya hiç gerek yok. Havalı olabilmek için tabii ki. İnsanımız yabancı hayranıdır, aynı anlama gelse de bir terimin İngilizce veya Japonca olanını kullanmayı tercih eder. Fakat bu örnekte olduğu gibi bazı zamanlarda ne yazık ki aynı anlama gelmediğini farkedemez.

Tabii yukarıda yazdığım bu senaryo kişiden kişiye değişebilir. Kendisi hakkında “otaku” terimini ilk kullananlar için bu durum aşağı yukarı böyleydi. Zamanla “otaku” kelimesinin kullanımı yaygınlaşmaya başlayınca, herhangi biri bu kavramı noob tiplerle kaynayan “Vahşet-i Weeaboo” tarzı garip isimlere sahip, seviyenin yerlerde süründüğü Facebook sayfalarında bile görüp -yanlış bir şekilde- öğrenebilecek duruma geldi.

En can alıcı kısıma gelelim. “Kutsal soru”yu soralım. (“Hangi anime bu? xD” değil malesef.)

Otaku nedir?

Yukarıdaki ekran görüntüsünde, hatta bu blogdaki tanım sayfasında açıklananlar bile yetersiz. Yeterli olsa dahi bizim “otaku” tayfa tarafından anlaşılabilecek seviyede değil. O yüzden görselliğe başvurmak zorunda kalacağım.

Doğal ortamında yetişkin bir erkek otaku.

Yukarıdaki çizim ve buna yakın örnekler, otaku teriminin karşılığını tamamen veriyorlar. Asosyal, yaşı ilerlemiş olmasına rağmen hâlâ ailesiyle yaşayan, evden sadece yeni anime/manga/visual novel satın almak için çıkan ve bunlar dışında hiçbir şey hakkında detaylı konuşamayan, vasıfsız ve bir gelir kaynağı bulunmayan, cinsellik üzerine bir tecrübe yaşamamış ve kız arkadaşı olmayan (internet üzerindekileri saymıyoruz, üzgünüm), genellikle fazla kilolu ve bakımsız tiplerdir. İlginçtir ki, gözlemlerime göre bizim Türk “otaku” arkadaşlar bu tipleri de gayet iyi biliyorlar. Hatta onlar için “Japon Otakusu” diye saçma sapan bir tabir kullanıyorlar. Otaku kelimesinin öz Japonca olduğundan, sadece “anime ve mangayı çok seven insan” anlamına gelmediğinden ve  az önce verdiğim özelliklerin genele yakınını taşıyan insanları tanımlamak için kullanıldığından bihaberler ne yazık ki.

Bu yazıda bahsettiğim “otaku”「オタク」terimi, saygı dilinde kullanılan ve “sizin eviniz” anlamına gelen “otaku”「御宅」kelimesinden tamamen bağımsız olarak, bugün Japonlar arasında sadece bir hakaret olarak kullanılıyor ve bir Japon için en ekstrem hakaret olan “bakayarou”「馬鹿野郎」(aptal herif) ifadesi ile eşdeğer ofansifliğe sahip. Yani bir Japona “Ben otakuyum.” dediğiniz zaman, adam size “Oo hangi animeleri izliyosun bakalım?” demez; “Kafan mı güzel kardeşim?” der. (Ha onu da demez kibarlıktan ama kesinlikle düşünür.) Gidip bir Türke “Ben sorunluyum.” demişcesine bir tepki görürsünüz.

Bitirirken, çoğu kişinin bu yazıyı okuduktan sonra davranışlarını değiştireceğini zaten düşünmediğimi belirtmek istiyorum. Sadece bazı doğruları belirtme isteği duyduğum için zaman ayırıp yazmış bulundum. Karar tabii ki kişilerin kendisine ait. Yine de, kimsenin böyle olmak istediğini sanmam.

Değil mi?

Reklamlar

“Otakular” Üzerine” üzerine 12 düşünce

  1. Şimdi efendim öncelikle otaku dediğimiz şey olunmaz, doğulur. Eğer Anadolu çocuğu iseniz böyle saçma rüyalara kapılmayın. Bir ikincisi de otakuluk iddiasının cinsel organlarınızı sokakta çıkarıp millete değdirmek kadar rahatsız edici olduğunu söylemek zorundayım. Gidip koyduğumun koniçivalarına özeniyorsunuz ama dışarıda bir yerde Suat Yalaz kim diye sorsa suratıma bön bön bakarsınız. Üçüncüsü otakuluk denilen yaşam biçimini hiç birimiz kaldıracak mideye sahip değiliz, bu iş bir endüstri olduğu için otakuluk ahlaken kirli bir kavramdır.
    Japon aşk endüstrisi hakkında kısa bir belgesel

    Dip Not 1: Bir de wapanese in biri başınıza sararsa içinde çin çan çon geçen moral bozucu espriler yapın ve konudan uzakmış gibi davranın, kurtulmak için kesin çözüm. (Y)

    Dip Not 2 Komrade eğer biri buna küfürlü yorum yazarsa izin ver küfür etmeden o kişinin ağzının payını vereyim.

    • Boş verelim hiç bu işlerle uğraşmıyormuş gibi davranalım giderler bence. Bir düğün şarkıcısının söylediği gibi ” Çocukları lütfen dans pistinden alalım ablacığım.” …

  2. Türk Cosplayer Grubu konusunda ben de katılıyorum. Yaklaşık 3 senedir bu topluluğun içindeyim ve değişimi o kadar iyi gözlemleme imkanım oldu ki…

    Kız bir cosplay yapıyor ancak karakteri sorsan hakkında hiç bir şey diyemez. Bir de bir cosplay yapıp kendine sayfa açıp “fanlarım var .s.s.s” diyenler var ki, Kami-sama düşmanımın başına vermesin.

    Weeaboo kısmına gelecek olursak, benim hiç mi suçum yoktu? Vardı yahu. Türkiye’nin ilk “otaku”larından biri bendim. Çok fazla saygı duyduğum insna tarafından laf yedim. Kendime “Haruhiist” bile dedim yahu. Çok saçma günlerdi onlar :\

    tl;dr Animeler cidden insanı geliştiriyor, ancak doğrudan değil, şayet meraklıysa bir insan animeler ile başlayıp oradan oraya savruluyor zaten ancak bizim “Weeaboo” gençliğin büyük bir kısmı maalesef “Ben otakuyum xD” kafasında geziniyor. Anime bir kültürdür ancak işin foseptiğini çıkaran tipler oldukça maalesef anime kültürünün Türkiye’de çocuklar tarafından tartaklanmasından kaçış yok. He saygı duyduğum, animeyi hobi olarak görüp suya sabuna dokunmayan insanlar da var (örn; Otakuron, Nihbrin vs. vs.) ki onlara sonsuz saygı duyuyorum. Umarım günün birinde ben de onlar gibi biri olabilirim…

    Ben kim miyim? Dehşet-ül Otaku’nun eski Weeaboosour’u yahu…

  3. türk cosplay grubu mu biraz saçma değil mi hadi asyalılar yapar da fiziksel olarak biraz imkansız sanki yazıyı okudum birçok anime serisi izledim ancak hala otaku saçma geliyor yani sonuçta çizilmiş hayal ürünü şeyler çokda takılmamak lazım game of thrones nası izliyorsanız bunuda öyle izleyin kendinizi özel kılmak için böyle şeylere gerek yok ancak gerçekten böyle bir sorununuz varsa bu normal değil ve kesinlikle böyle yaşamaya çalışmayın bunu çözmeye çalışın

  4. Geri bildirim: “Gamerlar” Üzerine | oTaBlog // オタブログ

  5. Demek istediğini anlıyorum. Otaku kelimesi (anime için) anime/manga’ya takıntılı olarak bağılı olan, cosplay yapan, anime figürleri biriktiren kişiler için denir, değil mi? Otaku’lar evden çıkmaz ve sosyal hayatları yoktur, değil mi? Hayır. Senin dediğin Otaku kelimesinin eski anlamı. Otaku o kadar çok var ki artıl sadece anime severler için söylenen söz bu. Takip edebilirsen şu adamın konuşmasını bir dinle

    • anime/manga’ya takıntılı olarak bağılı olan, cosplay yapan, anime figürleri biriktiren kişiler için otaku denir, evet. Hikikomori değil. Evden çıksalar da sosyal hayatları yoktur otakuların, kendileri gibi tiplerle buluşup Akihabara’ya falan manga ve figür alışverişine giderler ya da maid cafe’de oturup garson kızlara salyalarını akıtarak bakarlar. Ha bir de yıllık conventionlarda cosplayer hatunların etek altı fotoğraflarını çekerler. Sosyallik anlayışı bu yani.

      Türkiye’de otaku diye bir şey zaten yok. Kendine otaku diyen weeaboo ergenler var. Bunlar da sabahtan akşama kadar korsan anime izleyip salak facebook sayfalarında shitposting yaparlar. Eski tanım diye bir saçmalık yok yani. “Cool duruyor” diye ezikliğin tanımını değiştiremezsiniz. Kaldı ki cool duran bir şey değil, acınası bir şey. O videodaki heriften daha fazla bilgi birikimim ve altyapım var bu konuda. Otaku, weeaboo ve hikikomori terimleri ayağa düşmeden önce ben kullanıyordum, blog geçmişine bakabilirsin. Japonya’ya gidip bu insanlar hakkında makale yazdım, gerçek otakuların arasında bulundum. Kafasına saçma sapan şapka takıp bilmediği konularda atıp tutan bir kafkasyalıya ihtiyacım yok.

      • Merhaba YukuZetsuji, ben Viyana’da yasayan bir türküm. (türkcem o kadar iyi degil). Komentarini okudum ve sana katiliyorum. Kendim bircok animelere bakiyorum ve manga okuyorum, am hic bir zaman kendimi bir “otaku” olarak kahsetmem. Benim birsürü tanıdım gercek “otaku kültürünü” yasayan arkadaslarım var. Senin saydın(yazdıgın) gibi seyleri yapiyor. Arkadasım sayesinde baska “otakuları” da tanidıgim oldu. Demek istedim kendimi onların yapdi gibi asla “otaku” olmayı kapdirmazdim.

        p.s: Japonya’da “otaku” kelimesini kullanmanızı tavsiye etmiyorum, daha dogrusu ben otakuyum demenizi, arkadasım dedi bana o da japon ögretmenisine sormus. Hosgörü ile bakınmıyor.

      • YukiZetsuji, Bir sorum olacakdi ; Senin icin manga okumak mı daha zevkli geliyor yoksa anime bakmak mi? Cünkü senin yazdigin Komentari okukdan sonra kolalylikla anladim ki bu konu hakkında cok sey bilmen. Ve ilgimi cekdiydi.

      • Merhaba. Bu soruyu birkaç yıl önce sormuş olsaydın cevabım düşünmeden “anime” olurdu, fakat şu sıralar yaşın da getirdiği bir zamansızlıktan ötürü ağırlıklı olarak mangayı tercih etmekteyim.

Yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s