[İnceleme] Pokémon Y

Öncelikle bir süredir bloga yazmadığım için özür dileyerek giriş yapmak istiyorum. (Çok fazla oldu bu şekilde yaptığım girişler ama çare yok, n’apalım.) Son çıkan Pokémon oyunlarından Y sürümünü bir hafta kadar önce bitirdim ve incelemesini bloguma eklemek istedim. Umarım keyif alacağınız bir yazı olur.

Bitirmekten kastım, Elite 4’ü yenmekti sadece. Yoksa post-game içerik ve competitive takım oluşturmak gibi yapacak daha bir sürü işim var, ama genelde online kapışmaktan başka bir şey yapmıyorum tembellikten. Benim için bayağı uzun süreli bir oyun olacak bu yüzden. Yeni oyun, seriye bambaşka bir şekilde yaklaşıyor gibi gözükse de, şaşırtıcı bir şekilde diğer bütün Pokémon oyunlarından hiçbir farkı bulunmuyor ve bu iyi bir şey. XY, altıncı neslin ilk dozunu biz Pokémon severlere enjekte etmiş bulunuyor. Bu yeni nesilde, eskilerine nazaran pek fazla yeni Pokémon olmayabilir (70 civarı var) fakat ben şahsen Mega evrimleri de formdan çok yeni Pokémon olarak saydığım için pek üzülecek bir durum olmadığını söyleyebilirim, ki nitelikten çok niceliğe önem veren bir Pokémon oyuncusuyumdur.

Oyun 3DS’in internet özelliklerini gayet başarılı bir şekilde kullanmış. Player Search System ile battle ve trade’ler oldukça hızlı bir hâle getirilmiş ve yeni Passerby sistemi hoş bir özellik olmuş. Wonder Trade’i de unutmamak gerek. Lv3 Caterpie da gelebiliyor Lv50 Lairon da, tamamen şansınıza kalmış. Bununla birlikte, 3DS’in mihenk taşlarından olan 3D görüntü pek başarılı olmamış. Overworld’da 3D özellik yok ve battle’larla mağaralarda olsa bile pek başarılı değil ne yazık ki, üstelik sık sık kasma ve takılmalara da sebep olabiliyor. Bu yüzden 3D kapalı bir şekilde oynamanızı öneriyorum.

Oyunun hikaye açısından köklü bir değişiklik olduğunu söyleyemeyeceğim. Her zamanki monoton ilerleyiş, geleneği bozmadan XY’de de devam ediyor: Başlangıç Pokémonunu al, hepsini yakalayarak PokéDex doldurmaya çalış, GYM liderlerini yen, kötü takımı alt ederek bölgeyi kurtar, Elite 4’ü yenerek yeni şampiyon ol. Yine de XY, BW kadar olmasa da bu tekdüzeliğe twistler katıp oyuncunun sıkılmasını engelliyor. (Yine de kim Pokémon’u hikayesi için oynar ki zaten?)

Üçüncü boyuta geçiş yaşanmasına rağmen (Tamam tamam, Stadium daha önceydi.) kontroller ve dövüş mekaniklerinde değişiklik yaşanmamış. Uçabilen Pokémonlara özel Sky Battle ve 5’li horde battle’lar da işin tuzu biberi olmuş. Saldırı ve hasar alma animasyonları benim çok hoşuma gitti ve Ludicolo’nun idle dansı dışında gözüme batan bir animasyon göremedim henüz. Ayrıca yeni gelen ‘Fairy’ tipi, bin yıldır aynı “yenilmez” takımı kullanan rekabet manyağı oyuncuların takımlarını az da olsa gözden geçirmelerine sebebiyet veriyor.

Kontroller, 4 yönden 8 yönlü sisteme sonunda geçilmiş olduğu için biraz değiştirilmiş. Bazı buzlu mekanlarda çapraz kaymaya alışmak zaman alabilse de, gereken bir değişiklikti bu. Bisikletle aynı görevde olan ama oyunda daha çabuk elde ettiğimiz patenler ise bayağı işe yarıyor. Belirli geçitlerde Skiddo, Rhyhorn ve Mamoswine’a binip kovboyculuk oynayabilmekse cabası.

Bütün Pokémon oyunlarında olduğu gibi tek save dosyasına sahip olan XY’de de, elinizdeki Pokémonları kaybetmeden hikayeyi baştan oynamanın tek yolu, oyunun diğer versiyonunu satın almak. Bu her ne kadar kötü bir özellik gibi görünse de, kişisel fikrim bunun pek önemli olmadığı yönünde. Az önce de belirtmiş olduğum gibi, Pokémon oyunlarını hikayesi için oynayan pek insan yok ve Aralık’ta Pokémon Bank geldiği zaman, Pokémonlarınızı oraya aktarıp yeni oyuna başladıktan sonra geri alabileceksiniz. (Item ve paranıza elveda diyebilirsiniz fakat.) Oyun bittikten sonra yapabileceklerimizin sayısı, önceki oyunlar B2W2 ile karşılaştırınca oldukça az sayıda kalıyor. GameFreak daha fazla post-game içeriği Z’ye saklıyor olmalı.

Alışageldik Pokémon müzikleri, bu oyunda da tarzını değiştirmeden devam ettiriyor. GYM leader müziği biraz zayıf kalmış olsa da, Rival, Legendary Pokémon ve Team Flare müzikleri bunu görmezden gelmemizi sağlayabiliyor. Super Training müziği de oldukça nostaljik olmuş, bana 80’lerin anime müziklerini anımsattı.

Super Training demişken, Amie ve ondan bahsetmezsek olmaz tabii. Oyun çıkalı bir aydan fazla olduğu için bilmeyen kalmamıştır gerçi ama yine de kısaca değinmek istiyorum. Super Training ile penaltı atarak (cidden) kolay yoldan EV puanı kasabiliyorsunuz, Amie ile de affection puanı kazanıp, story mode savaşlarında fazladan experience ve status effect atlatma gibi çeşitli avantajlar elde edebiliyorsunuz.

Yeni nesildekiler az da olsa oyun içinde yakalanabilecek Pokémon sayısı bayağı fazla ve ilk GYM’den sonra elde ettiğiniz Exp. Share ile level atlatmak oldukça basite indirgenmiş, ben bunu elimdeki takımı yenilmez canavarlar yapma fırsatı olarak değil de, sürekli yeni Pokémonlar eğitebilme fırsatı olarak gördüm. Dövüşlerin oldukça basit olması da çoğu insanın şikayet ettiği bir özellik, bu yüzden takımı sürekli olarak değiştirerek bunun üstesinden gelebiliyoruz. Karakter ve Pokémon tasarımlarına gelince… Her nesilde iyi ve kötü tasarımlar var, bu yüzden buna yorum yapmayacağım. İlk nesli diğer birkaç nesle göre daha başarısız bulan biri olarak nefret mesajları almak istemiyorum. Sycamore dışında erkek karakterlerin tasarımları berbat görünüyor bana göre, kadın karakterler yine daha iyi olmuş. GameFreak de bunun farkında olmalı ki, oyuncu karakter kız ise daha fazla kıyafet/saç alternatifine sahip oluyorsunuz. Sonuç olarak, Pokémon Y benim hoşuma giden bir oyun oldu ve Pokémon seven herkese öneriyorum.

Reklamlar

Yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s