Otajournal 十四

Sıcak. Çok sıcak. Daha çok sıcak. Çok daha fazla sıcak. Fena.

Merhaba. Sıcak. N’aber? Sıcak. Tamam. Her kelimeden sonra bu sözcüğü yazmak saçmalık olacağı için kesiyorum. Ama sıcak. Gerçekten. Yaz mevsimini diğer mevsimlerden hatırı sayılır bir şekilde daha çok seviyorum, aynı şekilde sıcak havayı da soğuk havaya tercih ederim. Yine de odamda dandik bir vantilatörden başka soğutma kaynağı olmamasından ötürü biraz mızıkçılık yapabiliyorum bu konuda, heheh. Şu ana kadar geçen bütün yazımı evde geçirmiş olsaydım herhalde bu kadar sakin kalamazdım sıcaklık konusunda.Sıcak hakkında mızmızlanmayı bırakıp yazımın gerçek konusuna dönecek olursam, her ne kadar journal yazılarının içeriği serbest olsa da, hobilerim konusunda olumlu gelişmeler yaşadığımı söyleyebilirim. Anlatayım.

En büyük gelişme, pek çok anime sever tarafından haklı olarak bir başyapıt olarak nitelendirilen ve şu ana kadar bilerek izlemekten kaçındığım Fullmetal Alchemist Brotherhood konusunda yaşadığım önyargıyı kırmam oldu.

Yıllar önce ilk defa 2003 yapımı seriyi izlediğimde, serinin ortalarına doğru filler bölümler başlayıp dolayısıyla kalite düşüklüğünden dolayı canım sıkılmaya başladığında ve izlemek işkence hâline geldiğinde seriyi bir daha başlamamak üzere bırakmıştım. 2009’da, ilk serinin aksine bu sefer mangayla paralel olarak gitmesi planlanan yeni seri duyurulduğunda, serinin hayranları ne kadar heyecanlanmış olsa da, benim için sıradan bir haberdi ve “eh izleyeyim bari” diyerek başladım ben de güncelden takip etmeye. Yanlış hatırlamıyorsam Barry the Chopper’ın ilk çıktığı bölümde “bölümler biraz biriksin art arda devam ederim” düşüncesiyle beklemeye aldım ama bir daha yüzüne bile bakmadım nedense.

Önyargımın boşuna olduğunu anladım, bu sefer ilk serinin aksine, sıkılmak bir kenara, bölümleri beş dakika sürermişcesine heyecanlı geçen bir seri gördüm karşımda. Beni hiçbir şekilde hayal kırıklığına uğratmadı ve rahatlıkla 10 puanı verdim MyAnimeList’te. Özel 4koma bölümlerinden Havoc & Lust ve Scar & Bradley temalı olanları da bir arkadaşımla iyi geyik konusu yaptık, arada taklit ediyoruz hâlâ. Hatta aşırı boş olduğum bir dönemde ilk seriyi de baştan sona izleyerek ikisini karşılaştırmak istiyorum, hangisinin galip geleceği belli tabii ki. Sonuç olarak eğlendiğim bir seri oldu ve gerçekten gördüğü ilgiyi sonuna kadar hak ediyor. Son filmini de izlemeyi düşünüyorum bir ara.

İki gün önce çıkan son Touhou oyunu Double Dealing Character‘ı da ilk günden indirme satın alıp oynama fırsatı buldum. Henüz kendim denememiş olsam da, gerçekten iyi bir Touhou oyunu olmuş. Subterranean Animism’e göre daha zor duruyor ve Seija karakterinin ekranı döndürerek tuşları birbirine karıştırması çok adice ve akıllıca bir hamle olmuş, buradan ZUN’u kutlamak istedim. Sakuya’nın dönüşü de iyi olmuş, Sanae kabak tadı vermeye başlamıştı. (N’aber?) Ayrıca iki aya yakındır çılgınlar gibi Touhoumon oynamaktayım ve gotta catch ’em all felsefesini izleyen bir Pokémon oyuncusu olduğumdan dolayı daha iki ay gider diye düşünüyorum.

Şimdilik bu kadar, kalın sağlıcakla. Öptüm.

Öpmedim aslında.

Reklamlar

Yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s